Son Dakika
Türk Milletinin Ata Ocağı Türk Ocaklarımızın İstanbul Şubesi Başkanı Sayın Dr.Cezmi Bayram Hocamızın Daveti üzerine 04.04.2025 Cuma günü Doğu Türkistan Türklerinin özgürlük ve Bağımsızlık Mücadelesinde bir dönüm noktası olan şanlı Barın Direnişinin 35. yıldönümünde Barın İnkilabı ile Doğu Türkistan’in günümüzdeki durumu ve muhacerette yaşayan Doğu Türkistanlıların karşılaştıkları sorunlar ve İşgalci Çin’in Sınır Aşan/Sınır Ötesi Baskı ve zulümlerini hakkında bilgiler vermeye çalıştık. Sohbet havasında geçen konuşmamızı çoğunu yakinen tanıdığım çok değerli Türk Ocaklı Aydınlar, Üniversite öğretim üyelere ve gönül dostlarımız değerli zamanlarını ayırarak bizi dinleme lütfunda bulundular. Kendilerine Doğu Türkistan meselesine ilgi ve duyarlılık gösterdikleri için minnet ve şükranlarımı sunuyorum. Şanlı Barın Ayaklanmasını hatırlayarak anlatmamız için bizi davet eden İstanbul Türk Ocakları Başkanımız Sayın Dr.Cezmi Bayram Hocamıza da teşekkürlerimi sunuyorum. Konuşma metnini aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.(UYHAM)
Hamit GÖKTÜRK
Aktu İlçesi ve ve onun kalbi sayılan Barın kenti
Barın Kasabası Kaşgar’a bağlı Aktu/Aktağ ilçesine 17 km.uzaklıkta olup, yüzölçümü bin Km2. kadardır.1990 yılı istatistiklerine göre ilçenin en kalabalık nüfusuna sahip bir yerleşim yeridir. Barın Kasabası Kaşgar’in Yenihisar ilçesine bağlı iken, Çinli İşgalcilerce 1955 yılında kurulan sözde Uygur Özerk Bölgesinin Artuş merkezli sözde Kızılsu Kırgiz Özerk Oblastı(Özerk İli)’na bağlanmıştır. Bu ilçemizde 1730 yılında Moğolistan’ın Orhon vadisinden toplu göç ederek yerleşen 20 bin civarında Kırgiz Türkü Kardeşlerimiz de Uygurlar ile birlikte kardeşçe yaşamaktadırlar. .
Aktu İlçesi ile ona bağlı Barın kenti Pamir dağları eteklerinde, Taşkurgan yolu üzerinde ve ona çok yakın stratejik ve askeri bakımdan çok önemli bir konumdadır. İlçenin zamanın şartlarına göre ulaşımın zor olması ve diğer etkenler nedeniyle İstilacıların fazla nüfuz edemediği, dini ve milli duyguların çok güçlü olarak iyi korunduğu bir yerleşim yeridir. Aktu ilçesi bu özelliklerinden dolayı işgalcilere karşı direniş ve başkalıdırnın merkezi olmuştur. Örneğin, 1860 yıllarda başlayan Çinli istilacılara karşı özgürlük hareketinin en önemli cephelerinden Kaşgar Ayaklanmasının önderi Aktu’lu bir Kırgiz Türkü olan Sıddık beydir. Komünist Çin işgalinden sonra da bölgede sürekli isyanlar meydana gelmiştir. Bunlar 1950’de Hekim Taş İsyanı 1969’da Aziz Osman İsyanı 1976’da Mehmet İsa İsyanı ve en son 28 Ekim 2013’de Pekin’in Tienenmin Meydanında tüm ailesi Barın katliamında Çin Terör Ordusunca katledilen Osman Hasan’ın gerçekleştirdiği araçla yapılan intihar saldırısıdır.
İlçenin Önemli yerleşim yerleri ise Türk kültür ve tarihini çağrıştıran şu isimleri taşımaktadır : Buğra Yaylağı Kara Tam, Kara Buğra Uluğçat, Kızılsu, Karataş Koçaş Bay Kökkol Karluk Tarlık ve Altunluk vediğerler.
Çin’deki Siyasi Gelişmelerin Doğu Türkistan’a Yansımaları
Mao’nun ölümünden sonra 4’lü çete iktidardan uzaklaştırılmış ÇKP’de iktidar mücadelesinden galip çıkan yeni Çin Lideri Deng Çin’i batıya açmıştır. 1980’den sonra Çin’deki Kısmı de olsa yeni reform ve açılımlar havası Doğu Türkistan’a da yansımıştır. İnsanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri olan 1966’da başlayan ve 10 yıl devam eden bu süreçte hapsedilen ve hayatta kalan Uygur aydınları serbest bırakılmış ve Doğu Türkistan’da yeniden kendine dönüş şeklinde yeni bir kültürel aydınlanma süreci başlamıştır. Doğu Türkistan tarihinde ilk kez Kaşgarlı Mahmut’un Divanü Lugat-İttürk (DLT) eseri ile Yusuf has Hacip’ın Kutudgubilik gibi eserler çağdaş Uygur Türkçesine çevrilerek yeniden basıldı. Turgun Almas’ın Uygurlar ve Hunların Kısaca Tarihi adlı tarih kitabı ile Abdurrahim Ötkür’ün 19.yüzyıldaki bağımsızlık hareketlerini konu alan İZ ve Oygangan Zemin/Uyanan Topraklar, Zuhurettin Sabir’in 1944 Doğu Türkistan Cumhuriyetinin kuruluşunu konu alan 3 ciltlık Ana Yurt belgesel romanı ile Türk kültür ve medeniyetine ait onlarca eser yayınlandı. Kurani Kerim’in Uygurca Tercümesi ile Sahihi Buharı başta bir çok dini eserler Uygur Türkçesi ile yayınlandı. 1980’lı yıllarda Liderimiz İsa Yusuf Alptekin’in talimatları ile Türkiye’den ilk, Orta ve Lise ders kitaplarının tamamı Yılmaz Öztuna’nın Büyük Türkiye Tarihi Ahmet Kabaklı Hocamızın Türk Edebiyatı tarihi başta olmak üzere yüzlerce kitap ve çeşitli Ansiklopediler temin edilerek Hacı Yakup Anat aracılığı ile Urumçi üniversitesine yollandı. Urumçi ve Kaşgar gibi şehirlerde Türkçe Dil Kursları açıldı. 40.yıl sonra Doğu Türkistanlılar ilk kez yurt dışında yaşayan aile ve yakınlarını ziyaret etme fırsatı elde etti. İlk kez 1985’de 2.560 Uygur, Kazak,Kırgiz ve Tungan hacı adayı Suudi Arabistan’a geldi. Türkiye ve Avrupa ülkelerine öğrenciler yollandı. Bütün bu olumlu gelişmeler Türklerinin tarihinde yeni bir dönüm noktası noktası olarak kabul edildi. Bu olumlu gelişmeleri Urumçi’de yaşayan Tarihçi Hacı Yakup Anat 1981 Liderimiz İsa Yusuf Alptekin’e yazdığı bir mektup’la : “Hörmetlik Efendim, bizlerin “Efendiler Hareketi” esnasında yapamadıklarımızı çok şükür şu anda yapabiliyoruz.” sözleri ile ifade ediyordu.
Liderimiz Sayın Alptekin Beğimize Urumçi ve Kaşgar’dan kadim dostları ve mücadele arkadaşları yazdıkıları mektuplarında kendisine ” Şerki Türkistan’in kıymetli Yolbaşçısı ve Rehberi ” hitabını kullanabiliyordu.
Barın Direnişı esenasında esir düşen Barın Mücahitlerimiz Sorgularında : ” Turgun Almas’in Uygurlar ve Hunlar kitabından Kürşad’ın mücadelesini öğrendik ve onu örnek almaya ve ona benzemeye çalıştık. Abdurrahim Ötkür ve Zuhurettin Sabir’in romanlarından kimliğimi tekrar bulduk. Atalarımızın bu topraklarda 2 dafa bağımsız Cumhuriyet kurdukları bilgisi edindik. Muhammed Salih Damollamın Uygurcaya çevirdiği Kurani Kerimden ve Hadis ve dini kitapları okuyarak 932.yılında islamıyite ilk kabul eden Türklerin torunları olduğumuz bilgisisine ulaştık ve kadim kimliğimizi ve dinimizin emirlerine yerine getirmek için bu ayaklanmaya katıldık.” ifadeelerini kullanmıştır.
Bunun yanında Çin’da uygulamaya konulan dışa açılma ve ülke genelinde başlayan kısmı gevşeme yeni bir özgürlük havasının esmesine yol açtı. Çin’deki bu özgürlük havası Doğu Türkistan’a da yansıdı. Aralık/1985’da Urumçi Ün. öğrencileri Dolkun İsa ve arkadaşlarının önderliğinde sözde özerk bölge yasalarının pratikte uygulanması, Çinli göçmen akınının durdurulması, doğum yasağının kaldırılması Lop Nor’daki Nükleer denemelerin durdurulması talepleri ile gösteriler yaptı. Çin’deki bu kısmı özgürlük havası Haziran/1989 yılında Çinli öğrencilerin Tienmin meydanındaki Özgürlük ve demokrasi gösterilerinin tanklarla bastırılması ile sona erdirildi.
Barın Ayaklanmasının Nedenleri ve Başlaması
1980’lı yıllarda Doğu Türkistan Türklerinde büyük bir doğum patlaması yaşandı. Bu durum Çin işgal rejimini çok korkuttu ve tedirgin etti ve işgal rejimi Doğu Türkistan’da çok acımasız ve vahşet derecesine varan Doğum yasağı ve kurtaj kampanyası başlattı. Mahalle görevlileri her gün evlere girerek kadınların hamile olup olmadıkların kontrol ediyor ve kontenjan dışı hamile kadınları zorla ilkel Kürtaj İstasyonlarına götürerek çocuklarını katlediyorlardı. İşgalci Çin bu vahşetlerine gerekçe olarak Türkiye ve Mısır’daki doğum kontrol ve planlı doğum uygulamalarını örnek gösteriyorlardı. Bu acımasız kampanya Aktu ve bağlı bölgelerde daha bir acımasız şekilde uygulanmaya başlandı.
Barın Halkı Kasabalarında bulunan ve yıllar önce ibadete kapatılan kadim bir Camiyi tamir ederek eski durumuna getirmek için ÇKP yerel Komitesine dilekçe ile başvurdu.
CKP Yerel Birimine Dilekçe ile Başvuruyorlar
Barın kasabasında önde gelen bir din adamı olan Zeyiddin Yusuf Camilerinin tamir edilerek ibadete açılması ve vahşet derecesindeki kürtaj cinayetlerine son verilmesi talebi ile Aktu ilçe ÇKP Birimine baş vurdu. Ancak bu barışçıl ve olağan insani haklarının verilmesi talepleri reddedildi. Dilekçe veren Zeydin Yusuf Başkanlığındaki Heyet üyeleri göz altına alınarak tutuklandı. Kendilerine günlerce süren Sorgulamalar ve kötü muameleler yapıldı. Sonuçta kendilerini bir daha böyle taleplerde bulunmayacaklarına dair taahhütname alınarak serbest bırakıldı.
Barın Ayaklanması Sistemli ve Modern Bir Başkaldırı ve Özgürlük Hareketidir.
Çin işgal rejimi Türklerin çocuklarını planlı doğuma aykırı gerekçesi ile kürtajla katledilirken merkezi Çin’den Aktu ilçesi ve köylerine birkaç aileden Çinli göçmen yerleştiriyorlar. Bu olay ise ayaklanmanın başlaması için önemli bir sebeplerinden biri olmuştur.
Bölgenin ileri gelen ve tanınan din adamlarından Zeyiddin Yusuf gizli Medresesinde ders verdiği öğrencileri ile birlikte Doğu Türkistan İslahatçı İslam Partisi adı ile gizli bir teşkilat kuruyor ve bir miktar ilkel silahlar ve kesici aletler temin ediyorlar. DTİP. hazırlıklara hemen başlıyor. Türk İslam dünyası ile Uluslar arası topluma hitaben bir Beyanname hazırlıyorlar. Beyanname’de Doğu Türkistan’daki mevcut durum ve niçin bu eyleme kalkıştıkları hakkında bilgi veriyorlar. Amaçlarını ise şöyle açıklıyorlar
Lider Zeydin Yusuf Mücahitlere Şöyle Sesleniyor
Barın Şanlı Ayaklanmasının genç lideri Zeydin Yusuf (Zeydin Kari) 1990 yılının Mart ayında mücadele arkadaşlarına hitaben şu konuşmayı yapmıştır : “ Biz Barın Mücahitleri olarak Yurdumuzun özgürlüğü ve mazlum Halkımızın Çin’in baskı ve zulmünden kurtarılması uğruna baş koyduk. Yapacağımız ayaklanma aynı zamanda “Bir milli kurtuluş Hareketidir. Bunu mutlaka Allah’in izni ile başaracağız. Şayet başaramaz ve şehit olmamız halinde bu sonuç, bizim için çok zor elde edilebilir bir rütbe ve bu dünyada kazanabileceğimiz çok değerli bir kazanç olacaktır. Başarılı olamama durumu ise, Doğu Türkistan’in özgürlük ve bağımsızlık nimetine kavuşması sürecinin biraz daha uzaması anlamına gelecektir. Bağımsızlığımızın sembolü Ay Yıldızlı Gök Bayrağımızı bizden sonraki Kardeşlerimiz yeniden dalgalandırmaya devam edecektir. Ancak, özgürlük, bağımsızlık ve Milli kurtuluş fikrinin yok olması ise, bir milletin tamamen yok olması anlamına gelecektir. Bizler bu nedenlerle diğer Milletlerin bize “ Uygurlar Tarihte yaşamış Ancak günümüzde Yok olmuş bir Millet’ damgası vurmamaları ve en önemlisi Doğu Türkistan’ımızın özgürlüğü ve bağımsızlığı yolunda “ÖZGÜR VE BAĞIMSZ DOĞU TÜRKİSTAN “ İdealinin sonsuza dek yaşaması uğruna şehit ya gazi olmaya her an hazır olmalıyız,”
Barın Özgürlük ayaklanması Zeydin Yusuf Başkanlığındaki 200 kişi 5 Nisan 1990 tarihinde sabah namazından sonra Barın Kasabası ÇKP Yerel Birimi binasının önünde toplanıyorlar. Yetkililerden görüşme talebinde bulunuyorlar. Hazırladıkları talepnamede şu istekler yer alıyor :
Yasal ve Barışçıl Talepler Polis Gücü Kullanılarak Bastırılıyor
Barın Kasabası Yerel ÇKP Sekreteri İşbirlikçi Tursun Barın halkının bu barışçıl ve yasal hak arama eyleminin “Bölücü Kalkışma ve İsyan olduğunu” iddia ederek Aktu İlçesi yönetimine telefonla bildiriyor. İlçedeki tüm polis güçleri ardından ise, Kaşgar da bulunan Çin ordusu Barın’e sevkediliyor. Çin İşgal Ordusundan özel birlikler başta kalabalık binlerce kişilik çeşitli silahlarla eylemcilerin üzerine sevkediliyor. Daha sonra merkezi Çin’den Özel Operasyon Birlikleri bölgeye naklediliyor. Sivil halkın üzerine ateş açılıyor. Yüzlerce kadın,yaşlı ve çocuk öldürülüyor ve binlerce kişi yaralanıyor. Çin işgal rejimi bu konuda yanı Ölen ve yaralananların sayısı hakkında hala bir açıklama yapmamıştır. Çin işgal Ordusu bölgede sıkı yönetim ilan ediyor.
Çin İşgal Ordusu Katliam Yaparak Bölgede İnsanlık Suçu İşliyor
Barın Ayaklanmasının bastırılması başkent Pekin’deki ÇKP Merkez Komitesi tarafından bizzat yönetiliyor. Çin Başbakanı Le-Pen’in talimatıyla Doğu Türkistan’daki Çin işgal Ordusu Komutanı General Vang En Mao’nun emrindeki Kaşgar’da bulunan Mekanize Birlikler ile komşu Kansu eyaletinin merkezi Lençu ‘da ki Çin Hava İndirme Tugayı’ndan oluşan toplam 10 bin kadar olduğu belirtilen Özel Birlikler ile Hava İndirme Komando Birlikleri Ayaklanmanın merkezi Barın olmak üzere 20 bin nüfuslu Aktu(Aktağ) su İlçesine bir mübarek Ramazan günü büyük bir Operasyon gerçekleştiriyor. Çin İşgal Ordusunun üniformalı katilleri Pekin’den aldıkları “Harekete eden her şeyi öldüreceksiniz-Asla Merhamet göstermeyecek ve acımayacaksınız” emri gereğince büyük ve Katliama girişiyor. Yaşlılar, kadınlar ve beşikteki bebekler dahi öldürülüyor. 9 köy haritadan tamamen silinmiş ve yok edilmiştir. Çin İşgal Ordusu Aktu ilçesinde büyük bir etnik temizlik yaparak insanlık suçu işlemiştir
Barın direnişi sonrasındaki ayaklanmanın Lideri Zeydin Yusuf ve arkadaşlarının çoğu 4-6 Nisan günlerindeki şiddetli çatışmalar sırasında şehit oldular… İşgalci Çin güçlerini öylesine perişan bir duruma sokmuşlardır ki; çatışmaların giderek şiddetlenmesinden ve yayılmasından dehşete kapılan Çin silahlı birliklerinin başındakiler Pekin’den destek kuvvet talebinde bulunmak zorunda kalmışlardır. Bu talebe istinaden de Çin’in Lençu bölgesinde bulunan hava indirme tugayından 7000 kişilik bir paraşütçü birliğinin daha Barın’a nakledildiği biliniyor.
Aslında bölge halkından olan bazı kişilerin daha sonraki yıllarda naklettiklerine göre uzun bir zamandan beri daha büyük çaplı, daha etkili ve topyekûn bir hareket başlatmak üzere hazırlıklar yapmakta olan mücahitler, karşılaştıkları ciddi bir tahrik ve harekatın işbirlikçi hainlerce ifşa edilmesi sonucunda ayaklanmayı erken başlatmak zorunda kaldıklarını ifade ediyorlar.
Çin askeri birliklerinin havadan ve karadan yaptıkları saldırılara kahramanca karşı koyan ve çok çetin bir savaşa girişen Barın’in Doğu Türkistan istiklal savaşçıları dünyada eşine az rastlanır bir destan yazarak karşı koyuyorlar ve bir kısmı şahit yüzlercesi ise yaralanıyor. Çinli işgalciler yaralı ve sağ olarak esir düşen Barın kahramanlarının birçokları da yargısız infazlarla bölgeden çıkartılmaksızın kurşuna dizilerek şehit edilmişlerdir. Bu Çin saldırıları sırasında aynı bölgedeki 9 köy havadan bombalanmış, binlerce Doğu Türkistan Türk’ü katledilmiştir. Görgü tanıklarının ifadelerine göre de, beşikte yatmakta olan bir bebeğin vücudunda onlarca adet mermi izine rastlanılmıştır.”
Uygur Tarihçi Tohti Muzat’ın Anlattıkları
Japonya’dan Doğu Türkistan’daki ailesini ziyarete gittiğinde 2020 yılında tutuklanarak katledilen Uygur Türkü Akademisyen ve Tarihçi Dr. Tohti Muzat 1993 yılında geldiği istanbul’da bize şu hatırasını anlatmıştı : ” Ben zamanın Kukla Sözde Eyalet Başkanı Timur Davamet’in özel Kalem Müdürü idim. Barın Ayaklanması sonrasında Kukla Başkan Davamet’in maiyetinde Barın bölgesine birlikte gittim. Ayaklanmaya katılan Köyleri dolaşırken Kukla Başkan Devamet, Çin İşgal Ordusunun bölgede sergilediği acımasız vahşetten çok etkilenerek gözyaşlarına boğulduğuna şahit oldum. Bu kişi ne de olsa bir Uygur Türkü idi. Kukla Başkan Timur Davamet mermilerle delik deşik edilen bir beşiği gördü ve bu vahşet karşısında yanındaki Çinli komutana dönerek “ Beşikte öldürülen bu bebeklerin ne günahı vardı de bunları de katlettiniz ? diye sordu. Bunun üzerine ÇKP Ordusu Komutanı buna cevap vermeden derhal yanımızdan uzaklaşarak kayboldu.” demiştir.
Çinli Teğmen’in itirafları
Çin Ordusunda daha Teğmen rütbesinde iken, merkezi Çin’indeki bir özel Savaş Birliği ile birlikte Barın Ayaklanmasının bastırılması operasyonlarına katılan bir Çinli Subay 2002 yılında görevli olarak geldiği ABD’de sığınma talebinde bulunmuştur. Sığınma talebinin haklı gerekçelerle kanıtlanması için mahkemede ve daha sonra ABD Kongresindeki Özel Bir Komisyonda şunları anlatmıştır : “Merkezi Çin’de bulunan Özel harekat Birliğinde görevli bir Subay iken, Barın Ayaklanmasının bastırılması için bir emir aldık ve derhal uçaklarla Kaşgar’a intikal ettik. Buradan Batı’daki Pamir dağların eteklerinde bulunan Aktu ilçesine intikal ettik. Biz geldiğimizde direniş sürüyor ve yer yer çatışmalar devam ediyordu. Özel Operasyon Birliği’nin komutanı operasyon öncesi bize şu emri verdi : “ Operasyon bölgesinde hareket eden her şeye kesin olarak ateş edeceksiniz. Bu hareket eden bu nesne bir insan olabilir veya hayvan. Hiçbir canlıya asla acımayacak ve merhamet etmeyeceksiniz. Onları mutlaka katlederek yok edeceksiniz. Aksine davrananlar askeri Mahkemeye verilecek ve savaş yasaları uygulanacaktır. Biz derhal operasyonlara başladık yerel Polis ve Askerlerin yol göstermesi ile büyük bir katlima giriştik. Aktu’ya bağlı yüksek rakımda yer alan 9 köyü ağır silarlar hava araçları ve ağır bombardımanla tamamen haritadan sildik.”
Barın Ayaklanması ile Doğu Türkistan Türkiye ve Dünya Medyasında
05 Nisan 1990’de gerçekleştirilen Barın Ayaklanması Doğu Türkistan meselesinin ilk kez uluslar arası topluma duyurulmasını sağlamıştır. O yıllarda en küçük bir Doğu Türkistan haberi Türk medyasında yer aldığı gibi Barın Ayaklanması da gazetelerce manşet haberi olarak duyurulmuştur.
İşgalci Çin’in Ankara Büyükelçisi Türk medyasının Barın olayına karşı yoğun ilgisi ve sürekli haber yaparak gündemde tutması üzerine bir açıklama yapmak zorunda kalmıştır. Barın olayının İstanbul’da yaşayan Ayrılıkçıların Başı olarak itham ettiği Liderimiz İsa Yusuf Alptekin tarafından çıkarıldığını ve Uygurları kışkırttığı iftirasını atmıştır. Bunun üzerine bir açıklama yapan Liderimiz “ Çin, baskı, zulüm ve işkenceye karşı şanlı bir direniş gösteren Barın halkına ve Uygurları suçlayarak alçakça iftıra atmıştır. Büyükelçinin iftirası Barın Mücahitlerine karşı büyük bir saygısızlıktır. Onlar İşgalci Çin’in zulmüne karşı kendilerini korumak için varlık mücadelesi vermektedir. Kahraman Barın Mücahitlerini selamlıyor ve kendilerini yürekten kutluyorum. Çin işgal rejimini de etnik katliamlarından dolayı en güçlü şekilde kınıyorum.” açıklamasını yapmıştır. Dünyanın önde gelen haber Ajansları ve medya kuruluşları da Barın Ayaklanmasını Liderimiz İsa Yusuf Alptekin’in anlatımı ve açıklamalarını kaynak göstererek tüm dünyaya duyurmuştur.
Barın Ayaklanmasının Belgeleri Türkiye’ye Ulaşıyor
Barın Ayaklanmasının bastırılmasından 3 yıl sonra Bağımsızlık hareketinin Komutanı Doğu Türkistan Reformcu İslam Partisi Lideri Şehit Zeyiddin Yusuf’un Türk- İslam dünyasına ve insanlık alemine yayınladığı Beyannamesi ile şehit edilen ve hapsedilen bazı Mücahitlerin resimleri tarafımıza ulaştırılmıştır. Bize ulaştırılan bu belge ve resimler Barın Direnişinin 3.yıl olan 05 Nisan 1993’te ulusal bir Gazetede tam sayfa olarak yayınlanmış ve ilk kez Türk Milletine ve uluslar arası topluma iletilmiştir.
Barın Ayaklanması Tienenmin Olayından Sonra Çin’deki En Kapsamlı Bir Eylem
Barın ayaklanması ÇKP’nin kanla ele geçirdiği süreçten ve Haziran 1989’daki Tienenmin Demokrasi başkaldırısından sonraki en kapsamlı ve en büyük bir olay olarak tarihe geçmiştir. Barın ayaklanması Pekin’de Çin devlet başkanı Jiang zemin, Çin başbakanı Li peng, Çin genel kurmay başkan yardımcısı General Liu Hua başta ÇKP Merkez Komitesi nezdinde gündeme getirilmiş ve yapılan toplantılarda günlerce müzakere edilmiştir. ÇKP Merkezi Komitesi gibi Çin’in in üst yönetim organlarında Doğu Türkistan Türklerinin tamamen yok edilmesi ile ancak bölgede istikrarın korunabileceği hakkında siyaset belgesel hazırlanmıştır.
Barın Ayaklanması ÇKP İşgal Yönetimini Doğu Türkistan’ı istikrarlı bir şekilde elde tutmak konusunda ciddi çalışmalara sevketmiştir. Bu konuda şu siyaset Belgesini yayınlamıştır :
Şanlı Barın Ayaklanması Uygurların Çin ‘e Hiçbir Zaman Teslem Olmayacağı Boyun Eğmeyeceğinin Net Göstergesidir!
05 Nisan 1990’deki Şanlı barın Özgürlük Mücadelesinin 35.yıl dönümünde Barın Şehiteri başta olmak üzere Türkiye’miz ve Türk dünyasının tüm şehitlerini rahmet, minnet ve saygı ile bir kez daha anıyor, aziz ruhlarına dualarımızı iletiyor ve Mekanlarının cennette olmasını niyaz ediyorum. ALLAH BİZ BİLE
BENZER HABERLER