logo

trugen jacn

İŞGALCİ ÇİN,UYGURLARA KARŞI SINIR AŞAN BASKILARINI BU KEZ SURİYE’DE SÜRDÜRÜYOR

Çin’in Suriye ile ilişkileri üzerine

UYGUR HABER VE ARAŞTIRMA MERKEZİ(UYHAM)

Arap asıllı  ABD’li girişimci Jamal Daniel tarafından 2012 yılında Washington merkezli olarak kurulan  Al-Monitör haber sitesi özellikle Orta doğu ve Arap dünyası  üzerine haberler ve analizler  yayınlayan bir haber  portalı  olarak bilinmektedir.  Bu sitenin  yazarı Rosaleen Carroll geçtiğimiz  günlerde Al-Monitor’de  Çin’in işgalindeki  Doğu Türkistan’daki baskı zulüm ve etnik soykırım  uygulamalarından kaçarak aileleri ile birlikte  2012’den itibaren  çeşitli yollarla  Suriye’ye gelen ve çeşitli islami örgütlerin yanında Esat rejimine karşı savaşan  Uygur Türkü savaşçıları ele alan bir  haber-analiz yayınladı. Rosaleen Carrol bu yazısında yeni Suriye yönetiminin Çin ile ilişkilerinin seyrinin  bu ülkede bulunan  ve  Cumhurbaşkanı Şara’nin   Komutasındaki örgüt  saflarında katil Eset rejimine karşı   birlikte savaşan Uygurlar konusundaki tutumuna  bağlı olacağını ileri sürüyor. İşgalci Çin rejimi Uygurlara yönelik  sınır aşan/Sınır Ötesi baskı ve zulmünü   bu kez  Suriye’de yaşayan Uygur Türklerine karşı sürdürmek istiyor.  Haksöz Haber’in Türkçeye aktararak yayınladığı bu haber analizi   aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.(UYHAM) 

Beşar Esed’in Suriye’den kaçması ile  birlikte Suriye’nin dış ilişkileri  yeni rejim ile birlikte önemli ölçüde değişmiş bulunuyor. Bu değişikliklerin ortasında, bir zamanlar Esed’in dostu olan Çin, – yeni Devlet Başkanı Ahmed el-Şara’nın iktidarı devralmasından bu yana – yapılan iki toplantıyla yeni Suriye hükümetiyle görüşerek ilişkilerinde yeniden ayarlamalar yapmak istiyor.

En son görüşme  geçtiğimiz Mart ayının çarşamba günü Suriye Dışişleri Bakanı Esad el-Şibani’nin, Çin’in Suriye Büyükelçisi Shi Hongwei başkanlığındaki bir Çin heyetini Şam’da ağırlamasıyla gerçekleşti. Suriye Devlet Haber Ajansı SANA’ya göre Şibani, Suriye ile Çin arasındaki “ilişkilerin güçlendirilmesinin önemini vurgularken” Hongwei de “işbirliğini geliştirmeye hazır olduklarını ifade ettiği” bilgisi yer alıyor.

Çinli Elçi Hongwei geçtiğimiz ay, Şara’nın liderliğini yaptığı isyancı grubun Aralık 2024’te Esed’i devirmesinin ardından iktidara gelen  Şara ile bir araya gelmiş ancak görüşmenin detayları açıklanmamıştı.

Çin İçin Suriye’deki Uygurlar Büyük Tehdit

Suriye Çin İlişkileri nasıl şekillenirse şekillensin, Çin ve Suriye arasında ileriye dönük olarak iki temel mesele söz konusu olacaktır. Şöyle ki ;

  1. Çin, her şeyden önce ‘Suriye’deki herhangi bir Uygur varlığının Çin güvenliğine tehdit oluşturmamasını’ sağlamaya çalışacaktır.
  2.  Suriye, uzun süren bir  iç savaşın ardından yeniden inşasına yardımcı olacak yabancı aktörler arıyor.
  3. Suriye’yi yeniden inşa etmenin maliyetinin 250 milyar ila 400 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.
  4. Suriye halihazırda Avrupa’dan milyarlarca dolarlık yardım almış durumda ancak uzun vadede yeniden inşası çok daha fazla yatırım gerektirecek.
  5. Suriye’ye göre Çin rejimi  Teorik olarak ülkenin  yeniden inşa masraflarına yardımcı olmak için iyi bir konumda olarak kabul ediliyor.
  6. Çin, Suriye’de Esat rejiminin devrilmesi savaşına katılan  Uygur  Savaşçıları  kendisi için bir tehdit  ve ilişkilerde  önemli bir engel  olarak görüyor,
  7.  Çin yönetimine göre   Suriye’de bulunan Uygurlar, uluslararası yaptırımlar  ve Çin’in bu ülkeye yönelik  herhangi bir müdahalesi için  büyük bir zorluk ve engel teşkil ediyor.

Çin’in Suriye’deki ikilemi

Çin Yönetimi Esed döneminde  Suriye ile  ilişkilerini  ılımlı da olsa dostane bir  şekilde  sürdürdü. Suriye 2022 yılında Çin’in “Kuşak ve Yol Girişimi’ne” (Çin tarafından 2013 yılında başlatılan büyük bir küresel altyapı ve ekonomik kalkınma projesidir.) eski İpek Yolu’ndan ilham alarak Asya, Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlamayı amaçlayan bir yatırım ve iş birliği  projesine  katıldı. 2023 yılında Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Suriye’de 2011 yılında başlayan acımasız iç savaşın ardından Esed’i resmi olarak ağırlayan ilk dünya liderlerinden biri oldu. Esed’in ziyareti sırasında iki ülke stratejik bir ortaklık anlaşması imzaladı. Ancak ne bu ortaklık ne de Suriye’nin “Kuşak ve Yol Girişimi’ne” katılım planı  somut bir eyleme dönüşmedi. ABD’nin ve uluslararası kuruluşların Suriye’ye uyguladığı ve bugün de birçoğu yürürlükte olan yaptırımlar ‘Çin yatırımlarını” önünü kesti ve  caydırdı.

Uygurlar neden Suriye'de savaştı? Ve şimdi onlara ne olacak?

 Tek  İsteğimiz  Savaş Sanatını Öğrenerek Ülkemizi Çin İşgalinden  Kurtarmaktır!

İç Savaşın  zirve yaptığı 2017’de Suriye’deki bir Uygur militan Associated Press(AP) muhabirine şu çarpıcı açıklamayı yapmıştı : “Bizim tek  bir amacımız vardır. Modern savaş araç ve gereçlerini ve bu araç ve   silahları nasıl kullanacağımızı  Suriye’de öğrenmek ve sonra  Doğu Türkistan’a  dönerek ülkemizi Çin işgalinden Kurtarmaktır” dedi.

Çin, Suriye’de Esed rejiminin devrilmesinden sonra  Suriye’deki militan Uygur varlığı konusunda  çok tedirgin. Suriye ve Çin hükümetlerinin 2018 tahminlerine göre Suriye’de ayrılıkçı Türkistan İslam Partisi’nden (TİP) yaklaşık 2.000 ila 5.000 Uygur militan bulunuyor. Birçoğu on yıldan uzun bir süredir Suriye’de bulunan TİP üyeleri, Esed’i devirmek için Suriyeli muhalif grup Heyet Tahrir el-Şam ile birlikte savaştı ve  şimdi  bu Uygur Savaşçılar Suriye’deki yeni rejimin  devlet güçlerine katıldı.

Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan Grant Rumley’e göre, yatırım ve ortak proje eksikliğine rağmen, Esed döneminde iki ülke arasında “iyi bir çalışma ilişkisi” vardı. Rumley’e göre “Çin, ‘rejime diplomatik koruma sağlayacak’ ve rejim de Çin’in Suriye’deki en önemli önceliği olan ‘Uygur savaşçıların Çin’e dönmesini engellemeye yardımcı olacaktı.’”

Çin’in Hedefi Öncelikli olarak ” Türkistan İslam Partisi(TİP)

Türkistan İslam Partisi(TİP) Aralık/2024’te :   ” Yeni Şara Hükümeti Suriye devrimine katılan Uygur savaşçılardan  birisi Tuğgeneral 2’si Albay toplam 3 Uygur Savaşçıyı terfe ettirdi ve Suriye Ordusuna Komutan olarak atamış bulunuyor.” açıklamasında bulundu. Al-Monitor’un ulaştığı Çin’in Washington Büyükelçiliği’nden bir sözcü ” Pekin’in Şam’daki Yeni Suriye Yönetiminden Türkistan İslam Partisi( TİP)’ne karşı önlem almasını istediğini söyledi. Çinli Sözcü, “Suriyeli geçici yetkilileri terörle mücadele yükümlülüklerini yerine getirmeye ve Türkistan İslam Partisi olarak da bilinen Doğu Türkistan İslami Hareketi de dâhil olmak üzere Güvenlik Konseyi listesindeki tüm terör örgütleriyle mücadele etmek için kararlı önlemler almaya çağırıyoruz” dedi.

Bilindiği üzere Türkistan İslam Partisi Çin’in önerisi ve etkin girişimi ile 2002 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından terör örgütü listesine alınmış ve bir  süre sonra  ABD ve Batılı ülkelerin önerisi ile  terör listesinden çıkarılmıştı.

Çinli yetkili; Pekin’in “Suriye’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi” konusunda ısrarcı olduğunu  ve Uluslararası toplumun da yardımıyla Suriye’nin siyasi geçiş sürecini istikrarlı bir şekilde ilerletmesini ve erken bir tarihte barış ve istikrarı yeniden tesis etmesini içtenlikle umuyoruz”  açıklamasında da bulundu.

 HTŞ Lideri Şara ile  TİP arasındaki yakın ilişki Çin için endişe verici.

Yakın Doğu Enstitüsü Kıdemli Araştırmacısı Rumley: “ HTŞ Lideri Şara’nın yükselişi ve Suriye Devlet Başkanı olması  Çin’in Suriye’deki çıkarları için  olumsuz ve bir geri adımdır. ABD, Avrupa ve Rusya yeni Suriye hükümetine yaklaşımlarını daha geniş bölgesel hedefleri doğrultusunda  dizayn ediyor. Çin’in çıkarları ise bu konuda  biraz daha sınırlıdır. Ancak, Suriye’de koruyacak önemli bir varlığı bulunmayan Çin’in odak noktası “Suriye’de bulunan Militan Uygur Savaşçıların  Varlığı ve  yeni yönetim ile  yakın bağlantıları” olduğunu belirtiyor.

Çin’in Hesapları 

Çin’in  Uygur bölgesinde   yoğunlaşan ve Türkçe konuşan Müslüman bir etnik grup olan Uygurlar uzun zamandır Pekin’in başını ağrıtıyor. Çin hükümeti on yıllardır Uygurlara karşı ağır  şekilde baskı ve zulüm uyguluyor.2017’den beri ise topyekün bir etnik temizlik/Soykırım uygulamaya çalışıyor. Uygurları  toptan ve  hepsini birden  aşırılıkçı  militanlıkla suçluyor.  Uygur Türklerinin 05 Temmuz 2009 yılında  Çin yönetimine karşı başkent Urumçi’de  başlattıkları  ayaklanmaların  ardından Çin hükümeti  Uygur azınlık grubuna karşı o zamandan beri devam eden  sistemli ve kararlı bir baskılama  kampanyası  yürütüyor.

Çin, En Az Bir Milyon Uygur’u Toplama Kamplarında Esir Olarak Tutuyor

2023 tarihli bir ABD insan hakları raporuna göre,  Çin yönetimi 2017-2023 yılları arası  son 6 yılda en az  bir milyon olarak tahmin edilen  Uygur’u yargısız gözaltı ve yeniden eğitim kampları adını verdikleri Çin tipi toplama kamplarında esir tutuyor. Ayrıca, bu kamplarda  tuttuğu Uygurları köle/İşçi olarak  zorla çalıştırıyor. Bunun yanı sıra tutukları gizlice yok etmek, sürekli   kontrol ve gözetim, Uygur kadınlarını  kısırlaştırmak suretiyle Uygurların neslini  keserek kurutmaya yönelik uygulamalar yapıyor. BM.İnsan Hakları Yüksek Konseyi’nin Ağustos/ 2022 tarihli  Uygur  raporu  ile Çin’in Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlallerini insanlığa karşı işlenmiş  ve etnik soykırım suçlar olarak nitelendirmiş, ancak Pekin bu suçlamaları reddetmiştir. Çin yönetimi işgalindeki Uygur bölgesindeki Toplama Kamplarının (Çin’e göre Eğitim ve gözaltı merkezlerinin) Uygurların  eğitilerek  ‘radikalizm ve terörizmle’ mücadeleye katılmaları için gerekli olduğunu ileri sürüyor.

Çin, Taliban’a da Uygur Şartını Dayatmıştı 

Stimson Center’da kıdemli araştırmacı, Doğu Asya Programı eş  ve Çin Programı direktörü olan Yun Sun Al-Monitor’a verdiği demeçte Çin’in Suriye ile ilişkilerinde “Uygur meselesinin çatışma sonrası yeniden yapılanma da dâhil olmak üzere her adımda engel teşkil edeceğini” ifade etti.

Çin, Suriye’de de Uygur grupların faaliyet gösterdiği Taliban yönetimindeki Afganistan’dakine benzer bir tutum takınabilir. Al-Monitor’a konuşan Sun, “Uygur militanların sınır dışı edilmesi Taliban’ın Çin tarafından diplomatik olarak tanınması için bir ön koşul oldu. Nitekim Çin, Uygur grupların Çin sınırından uzaklaştırılması karşılığında Taliban’a diplomatik ve ekonomik teşvikler sundu. Çin 2024’te Taliban’ı resmen tanıdı ve Pekin’de  elçilik açmasına kabul etti.

Çin benzer bir yöntem kullansa bile teşvik oluşturmak zor olabilir. Suriye hala Batı’nin  yoğun bir yaptırım  baskısı ağı altında. AB ve Birleşik Krallık, Suriye’ye yönelik bazı yaptırımları askıya almış olsa da, halen pek çoğu devam ediyor. ABD ise ocak ayında altı aylık yaptırım muafiyeti ilan etti ve Al-Monitor’dan Elizabeth Hagedorn’un salı günkü haberine göre Washington Suriye’ye bir dizi koşul sundu. Suriye bu koşulları yerine getirene kadar ABD yaptırımlarının (ve ikincil yaptırımların) geniş bir bölümü yürürlükte kalacak ve bu da yabancı yatırım ve yardımları zorlaştıracak.

Sun, Çin’in “bu politikada acele etmek yerine sabırlı bir bekle ve gör yaklaşımı benimseyeceğini” öne sürdü. Ancak gelecekteki herhangi bir politikanın Uygur meselesine dayanacağını belirten Sun, “Orta Doğu’daki bölgesel güç dengesi gibi diğer şeylerle karşılaştırıldığında Uygur meselesi Çin’in doğrudan ilgi alanıdır” dedi.

Suriye kendini ve dış ilişkilerini yeniden inşa etmeye çalışırken, Çin için Suriye bir fırsat olabilir. Suriye’nin yeniden inşası için yardıma ve yatırıma ihtiyacı var. Çin’in de bu konuda yardımcı olacak imkânları var, ancak her halükarda Pekin’in yaklaşımı Suriye’nin “Uygur sorununu” ele alma konusundaki tavrına bağlı olacak.

Kaynak : https://www.haksozhaber.net/cinin-suriye-ile-iliskileri-uzerine-188726h.htm?fbclid=I

Share
260 Kez Görüntülendi.